2034-ÜÇÜNCÜ DÜNYA SAVAŞI

 

Araştırma çalışmamıza göz atan okuyucular bizim bir komplo teorisi ürettiğimizi ve 2034 yılında ÜÇÜNCÜ BİR DÜNYA SAVAŞI çıkacağı yönünde bir tez öne sürdüğümüzü düşünebilir. Böyle düşünecek okurlara peşinen şunu söyleyelim: Biz ne komplo teorisi ürettik ne de 2034 yılında Üçüncü Dünya savaşı çıkabileceğini söylemiyoruz.

Araştırma çalışmamızın başlığı aslında bugünlerde Avrupa ve ABD çok okunan ÇAĞIMIZIN DÜNYA SAVAŞI ROMANI'  Korona virüs salgın hastalığının Devletleri zorladığı, Milletleri bunalıma ittiği bu günlerde Dünya sisteminde üç merkezli güç mücadelesi tartışmaları başladı ve tam bu süreçte 2034 adlı bir roman yayınlandı. Romanın yazarları bir emekli amiral olan James Stavridis ile deniz kuvvetlerinde eski bir istihbarat subayı olan Elliot Ackerman. Yani, roman gerçek yaşamdaki savaş hazırlıklarını bilen iki kişi tarafından kaleme alınmış. Adından da anlaşılabileceği gibi yazarlar 2034 yılında dünyada bir savaşın olacağını düşünüyorlar. Bu kitabı kaleme alan iki askeri komutan Üçüncü Dünya savaşının Tayvan yakınında Çin ile Amerika arasında başlayacağını, daha sonra bu savaşa Rusya ile İran’ın da katılıp destekleyeceğini daha sonra savaş alanının büyüyerek dünyanın bir çok devletine sıçrayacağını iddia ediyor. Savaşın gittikçe  alevlenmesi sonucunda Nükleer silahlarında devreye sokulacak bu süreçte tarafların ülkesindeki bazı şehirler ortadan yok olacak ve yazarlara göre dünya savaşının sonunda savaş süresince tarafsız kalmayı başaran Hindistan dünyanın yeni merkez gücü olarak ortaya çıkacak. New York Times yazarı Thomas Friedman bu kitapla alakalı  köşesinde yazdığı makalede bunun sadece bir roman olduğunu vurgulayarak bu sonuca fazla katılmadığını da açıkça belirtiyor.

Böyle bir dünya savaşının sonunda Hindistan dünyanın yeni merkez gücü olarak otaya çıkacağı varsayımı üzerine konuşan üst akıl sisteminin adamları bu tezle alakalı Amerika’nın daha şimdiden Hindistan ile özel bir ilişki kurmak, onu kendi yanına çekmek için çalıştığını söylüyor.. Bunun dışında Çin’in bir savaş olasılığında Rusya ve İran ile müttefik olmasının şaşırtıcı olmayacağını biliniyor. Rusya, Çin’i pek sevmese de hatta kendisine özellikle doğu sınırından gelebilecek asıl büyük tehlikenin Çin olduğunu düşünse bile yine de Çin ile stratejik hesaplar ile müttefiklik kurması ihtimali Batı Başkentlerinde dillendiriliyor.

Komşumuz İran ise Çin ile 25 yıllık bir ekonomi ve askeri stratejik işbirliği anlaşmasını kısa süre önce imzalanması çok ilginç ve dikkat çekici. İran’a Amerika’nın koymuş olduğu bütün ambargolardan çıkma imkanı veren bu stratejik işbirliği anlaşması bizi potansiyel olarak bir de Çin ile komşu yapma ihtimali içermesine rağmen iç gündemimiz ile meşgul olmak zorunda olan medyamızda bu önemli anlaşma nedense fazla tartışılamadı. Oysa yarın öbür gün sınırımıza çok yakın bir Çin askeri üssünün kurulduğunu görmemiz ihtimali de var bu yeni anlaşma nedeniyle.

Özellikle şunu belirtmekte yarar var TÜRKİYE OLASI ÜÇÜNCÜ DÜNYA SAVAŞININ TAM ORTASINDADIR ve  TEHLİKE SANDIĞIMIZDAN ÇOK DAHA BÜYÜKTÜR.

Rusya, Amerika ve Çin arasındaki bu mücadelenin bir sıcak savaşa dönüşmesi durumunda Türkiye’nin olası bir tehlikenin maalesef tam da ortasında yer aldığını görmeli ve orta uzun vadeli planlarımızı buna göre yapmalıyız. Bu üç süper güç eğer sistemin merkez hakim gücü olma mücadelelerinde bir sıcak savaşa girerlerse ilk aşamada bir MAD dengesinin oluşmasının beklenebileceği ve hemen birbirlerine uzun menzilli füzeler ve nükleer silahlar ile saldırmayacaklarını düşünebiliriz. Olası bir yeni dünya savaşının üç güç arasında dünyanın diğer bölgelerinde örneğin romanda anlatıldığı gibi Tayland veya Hindistan yakınlarında veya bizim açımızdan en kötü olasılık olarak Doğu Akdeniz'de veya Karadeniz'de olma ihtimali vardır. Yapılacak olası gelecek planlarında Türkiye’nin bir savaş tehlikesinin ne yazık ki tam merkezinde olduğunu düşünüp ona göre tedbirler geliştirilmeliyiz. Artık iç politikadaki kısır ve faydası olmayan çekişmelerden dikkatimizi Ülkemiz dışında gelişecek hadiselere çevirmek zorundayız.

Yine Suriye sınırımıza yakın Amerika ve Rusya’nın askeri varlığı bulunuyor. Şimdi de İran ile anlaşması yüzünden Çin de sınırımıza yakın askeri varlık gösterecek. Kuzeyde ise Karadeniz’de nelerin olabileceği henüz belli değil ama yakın dönemde Karadeniz’in çok da sakin bir su olabilmesi ihtimali yazık ki görünmüyor. Çin, İran anlaşması nedeniyle bölgede askeri varlık göstermeseydi bile büyük yatırımlar yapmakta olduğu yeni uçak gemileri ile Doğu Akdeniz'de bulunmaya hazırlanıyor.

SESA Düşünce Dış Politika uzmanlarımız Ne yazık ki dünyanın gidişatına bakarak Türkiye açısından bir büyük savaş ihtimali yaklaşıyor tezini belirlemiş durumdadır.

Türkiye olarak Bu savaşın büyük yıkımlara yol açacağı bariz ve etrafımızın birbirleriyle mücadele içinde olan süper güçlerle kuşatılmış olduğunu bilelim ve tedbirlerimizi bugünden alalım. Yoksa yarın çok geç olabilir.


Yazdır